8 Aralık 2010 Çarşamba

benim hiçbir zaman sevgilim olamayacak

benim hiçbir zaman sevgilim olmayacak.

bireyler, kendilerini ait hissettikleri gruplara olan üyelikleriyle tanımlarlar ve birer kimlik edinirler. dolayısıyla hayat çok zor.

arkadaşlarımız ile olan etkileşimlerimiz sayesinde kimliğimizi geliştiririz. benlik, sosyalleşerek şekillenir. bu kadar akademik giriş yeterli diyor, bana bana, ezginize geliyorum,

çocukluğumdan beri etrafımda arkadaşım dediğim insanların çoğu karşı cinstendi. üniversiteye geldiğimde erkek arkadaşlarımın sayısı kız arkadaşlarımın sayısının bin katına çıktı. şu anda okulumun son senesindeyim. açıkçası iğrenç bir grup olduk. çok eğleniyorum, aşırı mutluyum, hep güleçim, hep şenim fakat benim hiç sevgilim olamıyor. bu gruptan sıyrılmadıkça da olamayacak. sıyrılmak istiyor muyum? hayır. sevgili istiyor muyum? evet. bu bağlamda sorunumuzun çok ama çok büyük olduğunu belirtmeme gerek yok.

şimdi neden bir sevgilim olmadığı konusuna geleceğim.
bir arkadaş grubu düşünün; iki kız ve onbir erkek olsun içinde. bu iki kızdan bir tanesi ben olayım. ki benim zaten. diğeri de ayşegürt.
ayşegürt'ü yakın zamanlarda yakışacaklarını düşündüğüm bir arkadaşımla tanıştırdım. birbirlerinden az çok hoşlandılar. belki de birlikte olacaklardı ve hatta belki de çok mutlu olacaklardı. böyle ihtimaller vardı,evet. ta ki o telefon görüşmesine kadar... çocuk ayşegürtü daha ilk kez aramış, telefonda konuşuyorlar. herhangi birisinin odasındayız. ayşegürt telefonda heyecanlı. arkada 11 erkek var. ve hepsi ayı gibi bu telefon konuşmasını provoke ediyor. kapa artık yeter, kim lan o çocuk, kimle konusuyosun, hadi gel aysegürt senin sevgilin benim tipi iğrenç ve sığ laflarla telefonun diğer ucundaki yakışıklıyı ve ayşegürtü tribe sokuyorlar. çocuk noluyor diyor, ayşegürt "özür dilerim, arkadaşlarım:(" diyor ve telefonu kapatıyorlar. ilişkileri daha fazla gelişemiyor.

birisiyle buluşacaktım. aylar sonra hayatıma yeni birisi girebilirdi. buluşmaya giderken, çocuk hakkında edinilmesi gereken en gereksiz bilgiler edinildi. dalga geçilecek bir sürü şey bulundu. o kadar çok dalga geçildi ki, buluşmaya giderken çocuktan daha buluşmadan soğumuş olduğumu farkettim. buluştuk, evet gerçekten de soğumuştum. kulağımda sürekli "ahu ahu ahu" gülüşleri yankılanıyordu. çocuğun veda busesine karşılık vermek için ihtiyacım olan enerjim emilmişti. okula geri döndüm. 11 ayının yanına gittim. "sizden nefret ediyorum" dedim. güldük. takıldık, yattık uyuduk.
aradan biraz zaman geçtikten sonra birisiyle sanal yollarla iletişime girmeye başladım. uzun bir süre sonra bir erkekle mesajlaşıyordum, evet yine mutluluk çok yakınımdaydı. kafamı okşayacak birisi girebilirdi hayatıma. ancak ne var ki, bu 11 ayı yine provokasyon çalışmalarına başladı. her mesaj geldiğinde, "kim attı lan kim attı, kimmiş lan kimmiş, ne diyo" diye sorular soruldu. cep telefonum benden çalınarak mesajlarım okunmaya çalışıldı. "kimmiş o çocuk, neyin nesiymiş" dendi. "olum bi rahat bırakın, belki sevgilim olur" dedim, "ezgi, olmayacak, sen de biliyorsun, boşuna yorulma" dendi. "sizin yüzünüzden olmuyo lan" dedim. "eveeet ahahahah" dendi. üzülüyordum.
çocukla romantik bir telefon görüşmesi yapıyorken, hırpalandım, dayak yedim, telefonu kapatmam için ellerinden ne geliyorsa ardlarına koymadılar. çocuk işkillendi. "işin var galiba sonra konuşalım" diyerek telefonu kapattı.ondan sonra fazla aramadı.

çocukla buluşmaya giderken, "iğrenç görünüyosun, bence buluşma" dediler. boynumu büktüm. bence güzeldim lan. niye öyle dediniz? ama sonuçta iğrenç göründüğüm söylendiği için pısıp gitmedim, okulda kaldım. takıldık, güldük, eğlendik ve uyuduk.

11 erkek ve 2 kızdan oluşan bir grubun içinde kız olmak gerçekten çok zor. su anda 11 tane sevgilim varmış gibi ama hiç de sevgilim yokmuş gibi hissediyorum. gün içerisinde 11 erkekten en az 7 tanesi tarafından aranarak an be an ne yaptığımı ve koordinasyonlarımı bildiriyorum.bildirmek zorundayım.

-alo nerdesin?
-kütüphanedeyim
-napıyosun?
-ders çalışıyorum
-ne zaman bitçek
-bilmem
-ayşegürt orda mı?
-evet.
-tamam hadi bay bay.
 
resmen gün içinde izleniyor ve kontrol ediliyoruz. ayşegürtle başka insanların yanına gitmeye çalışırken engelleniyoruz. hayır, gidemeyiz. gidemiyoruz. kalıyoruz. takılıyoruz, gülüyoruz, yemek yiyoruz, yatıp uyuyoruz.


burada günler böyle geçerken, ben düzenli olarak ağdacıya gitsem, kaşlarımı aldırsam, makyaj yapsam kime yarar, neye yarar? hiçbir boka yaramıyor açıkçası, ben söyliyim.

bu 11 ayının gözünde aseksüel canlılar olmaya başladığımızı farkettiğimiz zamanlarda kuaföre gidiyoruz. kuaförden çıkıp hepsine teker teker nasıl olmuşuz diye soruyoruz. beğeniliyoruz. "oha giderli olmuşsunuz lan" diyolar. bu tabire sinirlenmek yerine seviniyoruz. bu noktaya gelinmiş yani. sıkıntılı.
açıkçası çirkin kızlar değiliz. hatta bence baya güzeliz. ortalamanın üstünde olduğumuz en azından, kesin bir şey. ama gelin görün ki olmuyor olamıyor.

bi de şu yanından bakalım; birisiyle birlikte olduğumda, o adamla görüşebilmek için okuldan çıkmam gerekiyor. ben okuldan dışarı adımımı attığım anda telefonum çalıyor. "ezgi gelsene hede hödö yapıcaz" deniyor. ve ben hedehödö yapmayı çok seviyorum. ama çocukla buluşmam gerekiyor. aklıma aşırı eğleneceğimden emin olduğum ama kaçırdığım bir şeyi sokup, tüm gün beni üzüyorlar. benim dışımda gerçekleşen bir eğlenceyi kabul edebilmem mümkün değil. edemiyorum. birisiyle buluşmak demek, eğlencesi garantili herhangi bir şeyi kaçırmak demek oldu. kaçırmak istemiyorum. of, yine darlandım. hayatım gerçekten çok zormuş benim. üzüldüm.

şimdi de olayın bir de iyi yanına gelelim, bir tane bile sevgilim yok. ama 11 tane sevgilim var. sevme tarzları biraz farklı. vurdulu kırdılı sevgi gösterilerinden hoşlanıyorlar, güzel söz söylemeyi bilmiyorlar, nazik davranamıyorlar. ama sevgilerinden şüphe duymuyorsun, duyamıyorsun. yanlarındayken nasıl göründüğünün bir önemi olmadığını biliyorsun. çocuk scooterımla, güllü dallı pijamayla, yakası yırtık tişörtle, dağınık saçlarla yanlarına gittiğinde yadırganmıyorsun. güzel giyindiğinde de, en varoş halinle de aynı muameleyi görüyorsun. bence bu iyi bir şey. kötü değil en azından. ne bileyim.
belki de bu aşırı sevdiğim, dünyanın en sevimli ayıları yüzünden tüm ilişkilerim ayrı ayrı birer "feyıl" oluyor 

velhasılı kelam diyorum, allahım diyorum, ne zaman diyorum, ne zaman! benim diyorum, bir diyorum, sevgilim diyorum, olacak diyorum.

11 tanesi hep bir ağızdan,

"senin hiçbir zaman sevgilin olmayacak"

diyor.

kalbim kırılıyor.

1 yorum:

  1. Buna nasil hiç yorum yapılmamış bu yazı over damar böyle içimi aldı marsa götürdü kumların üstünde sikti. Kendimden 1 şeyler bulduğum için olsa gerek

    YanıtlaSil